Orff yaklaşımının temel ilkelerinden biri, bilginin uygulamadan sonra gelmesidir. Çocuk bir ritim kalıbını çırparak öğrendiğinde, o kalıp bedeninde bir karşılık bulur ve kalıcı olur.
Aynı kalıbın yazılı biçimi sonradan gösterildiğinde, çocuk simgeyi zaten bildiği bir şeyle eşleştirir. Eşleştirme kısa sürede gerçekleşir.
Bu sıralama tersine çevrildiğinde, yani önce yazı gösterildiğinde, öğrenme soyut kalır ve çabuk unutulur. Aynı ilke ses yüksekliği için de geçerlidir; çocuk önce sesi duyar ve söyler, sonra adını öğrenir.
Adlandırma aşaması atlanmaz, yalnızca ertelenir ve doğru zamanda yapılır. Erteleme öğrenmeyi zayıflatmaz.
Doğru zaman, çocuğun ilgili beceriyi rahatça uygulayabildiği andır ve bu an çocuktan çocuğa değişir. Eğitmen bu anı gözlemle belirler; toplu bir takvime göre hareket etmek öğrenmeyi zorlar.
Adlandırma yapıldığında çocuk bilgiyi hızla kavrar, çünkü zihninde karşılığı hazırdır. Kavrama hızlı ve kalıcı olur.
Bu yöntem, ilerleyen yıllarda nota okuma çalışmalarının da sağlam bir zemin üzerinde yürümesini sağlar. Derslerimizde kuram bilgisi, uygulamanın ardından ve çocuğun hazır olduğu anda verilir.