Yirminci yüzyılda geliştirilen müzik eğitimi yaklaşımları, ortak bir kaygıdan doğmuştur: çocuğun müziği yaşayarak öğrenmesi. Orff yaklaşımı bu kaygıyı ritim, hareket ve çalgıyı birleştirerek karşılar.
Kodály yaklaşımı ise sesi ve şarkı söylemeyi merkeze alır ve halk şarkılarını temel malzeme olarak kullanır. Halk şarkıları bu yaklaşımın temel kaynağıdır.
Dalcroze yaklaşımı müziği bedensel harekete dönüştürmeye ağırlık verir ve ölçü duygusunu hareketle kurar. Üç yaklaşım birbirinin rakibi değildir ve uygulamada çoğu zaman birlikte kullanılır.
Orff derslerinde şarkı söyleme Kodály anlayışından, hareket çalışmaları Dalcroze anlayışından beslenebilir. Bu birleşim derse çeşitlilik katar.
Belirleyici olan yaklaşımın adı değil, çocuğun etkin katılımının sağlanıp sağlanmadığıdır.
Eğitmen, grubun ihtiyacına göre bu yaklaşımlardan yararlanır ve tek bir kalıba bağlı kalmaz. Araç seçimi grubun düzeyine göre yapılır.
Ortak ilke, öğrenmenin deneyimden başlaması ve bilginin sonradan eklenmesidir.
Bu ilke izlendiğinde hangi yaklaşımın kullanıldığı çocuk için ayırt edici olmaz. Çocuk için önemli olan katılımın niteliğidir.
Derslerimizde Orff temel alınır ve gerektiğinde diğer yaklaşımların araçlarından yararlanılır.